28 Eylül 2015 Pazartesi

Lavaş 1 Ekmek 0

Pariste öğrenciyiz. En yakın arkadaşlarımdan biri bizi ziyarete geliyor. Nereye götürelim gezdirelim derken kendimizi "Traiteur chinoise" denen biraz da adıyla dalga geçip Çin muamelecisi dediğimiz Çin fast food lokantalarından birinde buluyoruz. Aklımıza ne geldiyse siparişi verip masayı donatıyoruz. Herşey Çin mutfağının biraz Avrupaileşmiş hali ama yemekler gerçekten enfes, hele iyi bir traiteur bulursanız yeme de yanında yat. Yani en azından bizim için böyleydi.

Uzatmayalım masayı donatıp Allah ne verdiyse dalıyoruz ama bir terslik var. Bizim eleman yemiyor. Nooldu lan beğenmedin mi diyoruz, Ekmek diye bir ses. Bir süre sessizlik.

- Ne?
- Ekmek?
- Ne ekmeği oğlum?
- Ben ekmeksiz yemem.
- Hasss...şimdi....

Sessizlik kahkaya ve neredeyse yerken gülerek boğulmaya dönüyor. Bizim adam ekmeksiz masaya oturmuyor da Çin lokantasında ekmek ne arasın. Bir daha buraya gelmemeyi göze alıp öylesine soruyoruz ama Çinliler bize mel mel bakıyor. Velhasıl bizim adam aç, çıkıyoruz, ordan doğru dönere.

Eğer birgün İran'a da gelirseniz sakın ekmek aramayın. Burda ekmek var ve yok. Hiçbir sofrada, öğünde ekmek görmedim. Ekmeğin yerini pilav almış durumda. Ama ille de ekmek diye tutturursanız lavaş yiyebilirsiniz. O da standart bir sofraya gelmiyor. Lavaş'ın dışında fırından bizim pidenin ince ve uzununu alabilirsiniz, son derece lezzetli. Henüz fotoğrafını çekemedim. Çekince bu yazının tepesine eklerim.

Kısaca İranlılar incecik. Ekmek ve tatlı buralara uğramamış. Ekmek yerine pilav o da olmadı lavaş bulabilirsiniz. Lavaşla ilgili bir küçük uyarı ben ettim siz etmeyin. Sakın buzdolabına koymayın. Sıcak bayatlar vs diye düşünebilirsiniz, değil. Buzdolabına koyunca çıkardığınızda toz taneciklerine dönüşüp köftelik malzeme oluyor. Türkiye'de çorba yanında 1 tam ekmek yiyenleri düşününce bu topraklar başlarda biraz sıkıntı yaratabilir. İnsan alışıyor vesselam.

20 Eylül 2015 Pazar

Azeri bakkal

Tahran'a gelmek ile yaşamanın bu kadar farklı olacağını düşünmemiştim. Yaşadığınızda ister istemez bir sürü farklı zorluklarla karşılaşıyorsunuz. Eve yerleştikten sonra haliyle insan eve birşeyler almak istiyor. Daha önce defalarca iş için 2-3 günlük geziler yaptığım Tahran'ı neredeyse hiç bilmediğimi her geçen gün daha iyi anlıyorum. Evi, buzdolabını doldurmak için veriyorum kendimi sokağa fakat bir süre sonra "Çılgın bakkal süper markete" karşı sözünün burada geçerli olmadığını anlıyorum. Neredeyse hiç market yok. Ya da bizim İstanbul'da anladığımız anlamda market yok. Bulabildiğim tek büyük market Palladium denen avm'nin alt katında ki o da benim oturduğum jordan adlı semte biraz uzak. Yürüme mesafesi değil o yüzden her zaman zart diye gidemiyorum.

Böylece evin köşesindeki bakkalın aslında bütün Tahran'da bir süper market gibi işleyen, aklınıza gelen bütün yabancı ithal ürünleri satan bir yer olduğunu keşfediyorum. Tahran'da bakkaldan bakkala değişse dahi genelde bakkal dendiğinde küçük bir süpermarket düşünebilirsiniz. Merkan küçük içindekiler büyük. Her türlü ithal ürün bulunuyor. Nasıl anlaşıcam derken bütün bakkalların Azeri olduğunu keşfedince hayırlı işlerden baba nabere kadar ilerleyen bir diyalog gelişiyor. Bakkaların hepsi eve hizmet veriyor neredeyse.

Türk olmanın son derece faydalı olduğu bir yer İran, Azeri bakkallarda son derece sıcak bir ilişki gelişiyor. Telefonla eve istediğinizi getiriyorlar. Başlarda markaları tanımamak, rakamları anlamamak gibi sorunlar yaşasam da barkodlu bakkallarla bu da çözülüyor. İran'da yerel ürünlerin hepsinin üzerine satış fiyatı var, buradan fiyatları kontrol edebiliyorsunuz, bu fiyatın dışında satmaları yasak. Fakat rakamları mutlaka öğrenmekte fayda var. Ayrıca halk toman konuşurken para riyal. Büyük sıfırlara bir süre sonra alışıyorsunuz ama riyal toman farkı bende biraz zaman aldı. Toman riyalin bir sıfır atılmış hali.



11 Eylül 2015 Cuma

İran Günlükleri

Tahran'a yerleşirken aklımdaki ilk iş bir blog açmak ve buradaki deneyim ve hatıraları kayıt altına alıp paylaşmaktı. Maalesef aradan geçen bir buçuk ayda bunu başaramadım. İnternet, ev ayarla, ofis, eşya, hayatı oturtma çabası derken günler su gibi akıp geçti ve ancak bir haftasonu (perşembe günü) bilgisayarın başına oturup yazabiliyorum.

Peki bu blog da, lifeintehran.blogspot.com adresinde ne bulacaksınız? Özel olarak ilgilensem bile İran'daki politikaya dair hiçbir şey yazmayı düşünmüyorum bunu zaten isteyen başka bir şekilde başka kaynaklardan bulabilir ve benim burada yazacaklarımdan çok daha iyi şekilde bilgi edinebilir.

Burada kısaca İran'daki günlük hayatı, bir yabancının gözünden bulacaksınız. Tahran'da nasıl yaşandığı, ne gibi güçlüklerle karşılaştığımı kısaca öncelikle Tahran sonra işim gereği bütün İran'ı gezeceğimden kendi deneyimlerimden aktaracağım. Pek başarılı olmasam da elimden geldiğince resim de eklemeye çalışacağım. Benden sonra İran'a gelenlere ufak da olsa bir katkısı olabilir ama asıl amaç ileriye dair yazılı birşeyler bırakabilmek...