Tahran'da bir süredir ofisteki herkes bana özellikle Aşura etkinliklerinden bahsediyor. Tabi Muharrem deyince benim aklıma mis gibi aşure biraz da dini tarihi olaylar geliyor. Bir süredir de sokakları siyah çadırlar kaplamış durumda. İçinde çay, pilav dağıtılarak hayır yapılıyor. Hafif tedirgin biçimde resimlerini çekiyorum, bir sorun yok.
Bulunduğum topraklarda ağırlıklı Mezhep şia olunca özellikle İran için Muharrem ayı ve Aşura'nın önemini anlatmamak olmaz. Bizim Ramazanlardaki sokak etkinlikleri gibi burada Kerbela'ya ait merasimler düzenleniyor. Müşterilerimden bir tanesi "heyet" düzenlediğini ve gece merasime beni beklediğini söylüyor. Hem merak hem kırmamak için gece 21:30'da yola çıkıyoruz. Sokaklar enteresan biçimde kalabalık. Satış müdürü ile Jordan'da buluşup Vanak tarafına doğru yürümeye karar veriyoruz zira trafik feci. Buluşmadan önce gelirken siyah giyin uyarısını alıyorum ama uymamaya karar veriyorum. Saygısızlıktan ziyade anmaya değilde gözleme gittiğimi düşündüğümden ne bulduysam giyip gidiyorum.
Durumu şöyle anlatabilirim. İran'da gece 12 sonrası heryer neredeyse kapalı ve sokaklarda çok fazla insan göremezsiniz ama Muharrem ayında bu iş tersine dönmüş vaziyette. Hem yasaktan hem de dini bir seremoni yeri getirme bahanesiyle neredeyse herkes dışarıda. Bahane diyorum zira işin ucunda katılnların kız erkek bir araya gelme, gece dışarı çıkma gibi sebepleri de var. Biz de Jordan'ın sonlarına doğru müşterimizin kurduğı "çadur"u, "heyeti" ve tam anlamasamda "alam" veya "alameti" görmeye gidiyoruz. Bazıları bunun bir "buluşma" olduğunu, kızlarla erkeklerin bahaneyle bir araya geldiğini söyleyip duruyor.
Özetle merasim temelde Hz. Hüseyin ve tebasının çektiği zulmü anmaktan ibaret. Heyet bunu düzenleyen mahalleli gruba deniyor. Dernek gibi birşey. Her mahallede alam yani sancak bulunuyor. Zihninizde resmetmek için Sancak, Abbas'ın resimleri, sancağı taşıyan insanlar ve sancağı selamlamaya gelen, kendilerini zincirle döverek aynı acıyı çektiğini gösteren bir grup insanın buluşması olarak düşünebiliriz. Ayrıca herkesin siyah giyindiğini, etrafında dualar yazan siyah çadırlarda da çay, pilav dağıtıldığını düşünebilirsiniz.
Merasim tam bir semboller diyarı ama en güçlü sembol Sancak. Aralıksız bütün bilmediğim sembollere dair sorular yağdırıyorum. Bana rehberlik yapan satış müdürü de El-Hak mezhebinden. El-Hak mezhebi burada sünnilikten bile kötü durumda. Unutmadan İran'da mezheb korkunç bir önem taşıyor, size hemen mezhebinizi soruyorlar. Sünni duyunca hafif bir yüzde buruşma olsada Indiana Jones kimliğiniz halen baki.
Dağılmadan sembollere ve merasime dönersek Merasim matem ve Kerbela'da yaşanan acı olayları anmak üzere. Siyah üzüntünün sembolü. "Elem" benim anladığım kadarıyla Hz. Hüseyin'in sancağı ve sırayla biri tarafından taşınıyor, şarkılar ağıtlar eşliğinde kendini zincirleyen ekip sancağı selamlıyor. Sancak bronzdan yapılma heyüla gibi birşey ve son derece ağır. Beli kemerli gençler taşımaya çalışıyor. Tepesinde türlü renkte tüyler var. Üzerinde Hz. Hüseyin'in atının figürleri, Hz. Ali'nin kabartmaları ve dualar yer alıyor. Ayrıca çok ilginç bir biçimde Tavus kuşu bolca yer alıyor. Nedense benim aklıma Tavus deyince Yezidiler geliyor ama sembolik anlamını bilmiyorum. Ayrıca kokulu bir duman her yanı sarıyor. Zincirli grup Abbas'ın resimlerini selamlayıp çadıra ayin düzenlemek üzere giriyor. Ehli-hak mezhebinden rehberim bu selamın küfür olduğunu düşünüyor. Sadece izliyoruz, dini yorum kısmına gerçekten hakim olmadığımdan sembolleri, ritüeli ve matemi anlamaya çalışıyorum.
Zincirli grup çadırın içine girince bazıları soyunup hu ve ya çekmeye başlıyor. Çadır'ın içi ya Haydar, Ya Zeyneb, nidalarıyla çınlıyor. Ritmik bir şekilde göğüslere vurulan el ve sesi de son derece etkili. İlk defa izleyen birini etkilenmemesi mümkün değil ama bir süre sonra rutine dönüşüyor. Her sokağın kendi heyeti, çadırı var gibi birşey. Gece 12 ve sokaklar şenlik yeri gibi. Bazı merasimlerde develer ve Yezid ve Kerbela olaylarına dair tiyatro vari gösteriler var. Biraz basit olsada davullar ve müzik olunca etkileyici bir hal alıyor. Gecenin sonunda ikram edilen yemeklerle (pilav ve et) gece son buluyor. Bolca video da çektim ama internet malesef yüklemeye el vermiyor. Memleket toprağına ayak basında yüklerim sözü veriyorum. Eve dönerken kafamda merasime dair binbir soru derken gece TRT1HD'de Beşiktaş Lokomof maçının tekrarını görüyorum. Ondan sonra ne merasim, ne heyet me aşura kalıyor. Vurur yüze ifadesi....diye uzaklardn bir ses!






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder